Biçare

Öylesine; sessizce….

nun masalları´ndan

Beni anla, bana vakıf ol, beni oku. Sesim sana ulaşsın, sende çoğalayım, sende yankılanayım, sana bölüneyim. Daha ne isterim, ne olsun daha. (nun masalları)

 

2008/04/16 Yazan: Biçare | CAN´a | | 3 Yorum

Filbahri

Filbahri: Uzak, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar, ezel kadar uzak ve çok yakıcı bir hatıra.

2008/04/16 Yazan: Biçare | Sahiplendiklerim | | 4 Yorum

Kabristan

2008/04/16 Yazan: Biçare | Öylesine | | 2 Yorum

“ben ben olmasaydim da…”

1 )bir çiçek olsaydım Bir Limon Ağacının dalında Filbahri (Limon Çiçeği) olmak isterdim
çünkü Mansur’un aşkı ve aşksızlığı bu çiçek uğrunaydı… (görünürde)… Ve bu çiçeğin kokusu bana hüzün ile eşdeğer benim için… Doyamadığım bir koku… 2 ) bir kuş olsaydım Ebabil kuşu olmak isterdim.
çünkü attığım minik bir taş koca bir fili devirecek kadar ihlas sahibi olurdum…

3 ) bir böcek olsaydım Karınca (böcek olarak sayılıyorsa) olmak isterdim
çünkü Süleyman’ı (as) ağlatabilecek kadar olduğu için…

4 ) bir ağaç olsaydım Çınar ağacı olmak isterdim
çünkü gölgemde asırlarca derdini unutacak birilerini bulurdum…

5 ) bir renk olsaydım Yeşil olmak isterdim
çünkü Allah’ın habibi beni severdi

6 ) bir ev eşyası olsaydım Rahle olmak isterdim
çünkü annem en çok gözyaşını rahlesine akıtmakta…

7 ) bir bina olsaydım bir masalda geçen küçük ahşap bir ev olmak isterdim
çünkü masallarda riya yoktur…

8 ) bir şehir olasaydım Kuddüs olmak isterdim
çünkü

9 ) bir hayvan olsam At veyahut Deve olmak isterdim.
çünkü savaşlarda bir mümine binek olabilirdim belki…

10 ) bir hediye olsaydım Çiçek olmak isterdim
çünkü bir çiçeğe sevinmeyecek kadar gaddar birine kimse çiçek hediye etmez… Hediye edileceğim kulun yüzünde ki tebessüm ise yeterdi bana…

11 ) bir kıyafet olsaydım İhram olmak isterdim
çünkü hem hacc’da hemde öldüğünde sahibime en yakın olabilmek için…

12 ) bir kitap olsaydım Fuzuli’nin Leyla vü Mecnun olmak isterdim
çünkü

Bir kulun yazabileceği eser yazanın yazarken çektiği sancı nisbetince muhteşem olur… Levla vü Mecnun ise bir kulun kaleminden dökülen en muhteşemi (bence)

Bir kulun yazabileceği eser yazanın yazarken çektiği sancı nisbetince muhteşem olur… Levla vü Mecnun ise bir kulun kaleminden dökülen en muhteşemi (bence)

2008/04/16 Yazan: Biçare | Günlük´ten | | 2 Yorum

YALNIZLIĞIM

YALNIZLIĞIM

Tutkularım…

Başkaları gibi;

Yaşayamadığım

 

 

Acılarım…

Yüreğimin peşini bırakmayan;

Uzaklaştıramadığım

 

 

Anılarım…

Çocukluğumdan bu yana;

Bir türlü

Başkaları gibi olamadığım

 

 

Ve şimdi;

Sevdalısı olduğum yalnızlığım…

 

 

Coşkun bir sel…Ya da bir pınar gibi

Yalçın kayalıklar ardında

Dağbaşlarında doğan

Güneşten aşağı yuvarlan

Bir yanım

 

 

Ya da bir şimşek…Çaktığında

Gökyüzünde parlayan

Bir bulut…

Mavilikleri ardında bırakan

Akıp giden yanıbaşımda öylesine

Bir karamsar ruh

Yalnızlığım…

 

Edgar ALLAN POE

2008/04/16 Yazan: Biçare | Şiir | , | Henüz Yorum Yok

SUSMAK

 

SUSMAK

 

 

           1.

 

            Konuşmak ve yazmak…

Anlamlı ve insani faaliyetler ikisi de…Ama susmak daha anlamlıdır. Üstelik zor bir iştir.  Çünkü susmak bir iç konuşmadır ve zor ve anlamlı oluşu da buradan gelir.

            Kişi, susma vakitlerini iyi değerlendirmelidir. Çünkü bu vakitler, kendimizle olduğumuz zamanlardır.

            Böyle vakitlerde her şeyin bitti yerde, bitmeyen ve hep var olan bir şey başlar: Kendimizi bulmak…

            Kendimizi  bulmak da O’nu bulmak değil midir zaten?

            Susma vakitleri birer muhasebe fırsatlarıdır. Çünkü “dış” yönelen, çokça yönelen bakışımız, dikkat yeteneğini, keskinliğini çabuk kaybediyor.

            Böyle zamanlarda insan, ayrıntılar içinde boğulup kalıyor.

            Oysa “iç”için unutulmaması gerekir.

            Susmak böyle bir imkan taşıyor içinde.

            Önemli olan kalbimizdir. Bir “yüce mekan ve makam” olarak konuşması gereken orasıdır.

            Dil susmazsa, gönül de konuşmuyor. Oysa gönlümüzü de konuşturmalı, asıl onun konuşmalarına dikkat kesilmeliyiz.

            Yazar, bu anlamda öncelikle kalbiyle konuşan insandır. Kendisi olmak istiyorsa böyle olmak zorundadır.

            Susmak, bu anlamda aktif bir faaliyettir.

            Kendimizi dinlemek, tezkiye ve tefekkürün sularında arınmak, söz emanetini yeni baştan yüklenmek için olmalıdır.

            Susan dil, yüreğini dinliyor demektir.

 

            2.

           

            Maddi varlığımıza, çamur yanımıza üflenen ilâhî bir nefha var.

            İnsan olmanın sırrı ve anlamı da burada yatıyor zaten. Bu yüzden şiir, işte bu yönümüzle ilgili bir faaliyettir.

            Ne kadar irade dışı görünse de şuurlu bir faaliyettir şiir. Özelliği dolayısıyla hakikatin bizatihi kendisi olmasa bile, en azından onu arama cehdini yüreğimizde duymanın imkanlarını bünyesinde taşıyor.

            Çünkü şiir, bizi maddi ve dünyevi olana karşı kışkırtıyor.

            Fıtri olana, insani olana çağırıyor. Böylece içimizin sesi olarak yüreğini aşka çevirenlere asla yalan söylemiyor.

            Soyluluğu buradan gelir şiirin.

            Şiirin bu dinamizmiyle, bu içtenliğiyle rahmani işaretlere tutunmayı ihmal etmeden yönümüzü doğruluk üzere tutabiliriz.

            Bir defa daha söylenmesi gereken şudur: Şiir içimizin sesidir derken kalbin konuşmasını kastediyoruz. Yok eğer konuşan kalp değil de nefs ise şiirin bizi götüreceği yer ancak felaket vadileri olur.

            Şiir dağının eteklerinde böyle nice şair ölüleri vardır.

 

            3.

 

            Şiir ve dua….

            Şiir, şairin duası, niyazı, kendini bu anlamda Yaratıcı’ya arz’ı olmalı…

            İhmal edilmemesi gereken bir husus da gözyaşı…

            Gönül toprağı onunla sulanmadan çiçeklerimiz açmaz, açsa da renksiz ve kokusuz olur.

            Şiirin dua ve niyaz olması ise kalpte olmaması gerekenleri redle mümkün.

            Terk ve red…

            Hakikatın sevdası ancak böyle bir gönülde yeşerebilir.

  

Mustafa Özçelik

2008/04/16 Yazan: Biçare | Okunmaya deger | | 3 Yorum

“Tutun ellerimden, yoksa düsecegim….”

gitmedx4zf7.jpg

Gecmisin üzerine cizgi cekmek…
veyahut
Gecmisi bir kuyunun icine birakip, üzerine yüzlerce tas doldurmak….
…ola ki gecmis kurtulup yine gelir bulur beni korkusuyla.

nasil olursa olsun… bi sekilde gecmisi gecmiste birakmak…
NOKTA
diyerek noktayi koyabilmek!

Özeniyorum gecmisinden kopmadan, gecmisine köle olmayanlara….

Bir nokta koymak istiyorum. Ve bu NOKTA dan sonra yeniden baslamak istiyorum….
“Tutun ellerimden, yoksa düsecegim….”

2008/04/16 Yazan: Biçare | Günlük´ten | , , | 5 Yorum