gereksizlerim…
Yazıya nasıl bukadar uzak düştüm, şaşıyorum.
Halbuki yazısız günüm olmaz/olamaz diye kendimi inandırmıştım.
Şimdilerde harflere, hecelere, kelimelere, cümlelere, öykülere, şiirlere…. herşeye öyle uzak kaldım ki…
“Sıradan olmak istemiyorum…” diye süren sohbetlerime inat, öyle sıradanlaştım ki… Dağıldım!
Toparlayamıyorum kendimi…
(25.06.2008)
-
Ve bıraktım, gitmek isteyenleri de…
Uğurlayamıyorum… Ama sıkı sıkı sarılıp tutmuyorum da…
Yakınıma düşmek isteyenler, zaten yakınımda.
Gitmek isteyenler: ….
(01.07.2008)
-
“Unutmuş birer birer Eski dostlar, eski dostlar
Ne bir selâm, ne bir haber Eski dostlar, eski dostlar…”
(04.07.2008)
Yağacak bir avuç toprağa hasretiz, etrafımızın cıvıl cıvı olduğu dünyamızda…
Toprak,yagmak,bir avuc ..
Ne kadar esrarengiz konuştunuz yine,yeniden
Şimdi birçok mana çıkarmalı biçare bu cümlelerden