Sen,….

Sen, …
Sen,
Kafiyesiz satırlarda ifşa edilen sırrım gibi değil,
Dilimde ki mahur bestenin can alıcı mısrası gibisin…
Sen,
Varlık günlerimde unutulmuş şükrüm gibi değil,
Pişmanlığımın en kıdemli demlerinde “Ah”ım gibisin…
Sen,
Aşkın dakikalara sığdırılmış kalıntısı gibi değil,
Muhammedi bir sevgi, Haticenin sadakati gibisin…
Sen,
Odamı dolduran anlamsız yalnızlığım gibi değil,
Bütün yenilmişliklere çare, Eyubun sabrı gibisin…
Sen,
Hicran ile sınanmış gönlümün kederi gibi değil,
Çölde kalmışlığımın eksiği, Haceri bir teslimiyet gibisin…
Sen,
Yangına verdiğim kentin yitirilmiş son figüranı gibi değil,
Kalanlar dergahında O mürşidin dilinde ki “Hu” gibisin…
(Tarihe karışmasın diyerekten tarihsiz…)
….

Allahın rahmeti senin üzerine olsun geleceğine inandığım…
Varlığına ve birgün varlığınla benide müjdeleyeceğine yürekten inanıyorum.
Geldiğin vakit bayramım olacak…
Ve o günden sonra her günüm bayram olacak…
Darlığa seninle katlanacağım…
Yokluğa seninle sabredeceğim…
Sıkıntılarımı seninle üstleneceğim…
Kederlerimi seninle eksilteceğim…
Hüzünlerimi seninle güzelleştireceğim
Ve bir tek seninle paylaşacağım…
Seninle paylaşacağım kırık dökük umutlarımı…
Geldiğin gün en güzel günüm olacak…
Gelişini güller ile kutlayacağım.
Şükrümü sadakalarla eda edeceğim.
Dualarımda ki Elhamdulillahım daha coşkulu olacak..
Alemlerin Rabbine dualarımın kabulü için daha büyük bir sevinçle teşekkür edeceğim.
Cenneti bu dünyada seninle tadacağım.
Ahiretlik cennetimin hülyalarını seninle süsleyeceğim.
Seninle güleceğim ve seninle güldüreceğim…
Seninle neşeleneceğim ve seninle neşelendireceğim…
Seninle öveceğim ve seninle övüleceğim…
Hayatım seninle yeni bir yön alacak…
İbadetlerimi daha bir coşku ile yapacağım. Daha büyük bir şevk ile yapacağım…
Daha çok secde edeceğim…
Daha çok zikr edeceğim…
Daha az uyuyacağım
ve
daha çok yaşayacağım…
Seninle bereketlenecek günlerim…
Seninle bereketlenecek ömrüm ve seninle bereketlenecek gönlüm…
Hüzünlerim acı vermeyecek
ve
unutacağım mazimde ki bütün acıları.
Hatırladıkça sızlanmayacağım, gülümseyeceğim.
Zira çekilen her acı senin gelişinin ön habercisiymiş bileceğim.
Anmayacağım mazide kalmış hiçbir ismi,
zira Rabbimden sonra en güzel isimler sana ait isimler olacak.
Sayıklayacağım her daim ismini
ve
her yere senin adına yazacağım…
Karlar, kumlar, duvarlar, kağıtlar…
Kitaplarımın arka kapakları…
Okul dosyalarımın ön kapakları…
Kese kağıtları
Şiir defterleri…
Resimlerin her bir yanı…
Bütün dünyamda senin adın yazılı olacak…
Dualarım bir başka güzelleşecek…
Zira biliyorum ki sen geldiğinde gönlüme bambaşka bir sevgide gelecek…
O sevgi ile beni sevmeyenleri dahi sevebileceğim…
Dualarıma ilk seni ve sonra herkesi dahil edeceğim…
İnanıyorum ki seninle güzellikleri güzel göreceğim…
İnanıyorum ki seninle çirkinlikleri göz ardı edeceğim…
İnanıyorum ki seninle tebessüm edeceğim…
Güldükçe yüzüm
İçimde gülecek…
* * * * *
Her akşam yorgunluğumu beni kapıda karşıladığında
gülen yüzünle unutacağım…
Güne ve insanlara dair bitmeyen öfkemi
bana gün be gün sunduğun sofralarında unutacağım…
İşlerime veya okuluma dair sorunlarımı
Gecelik çay sohbetlerimizde önemsemeyeceğim…
Evimin neşesi olacaksın…
Gönlümün sevinci olacaksın…
Hayatı benimle güzel göreceksin…
Benim ve benimle olmak herşeyin üstünde olacak senin için…
Seninle ve senin olmak herşeyin üstünde olacak benim için…
Sahiplenmeden
ve
ezmeden
ve
tüketmeden seveceksin beni…
Saçlarını benim için uzatacaksın…
Akşamları belki bir sobanın başında
belki şömine başında
belki de hiçbiri olmaksızın sadece ikili bir koltuğun sol tarafında oturup
sırtını bana döneceksin
Saçlarının örgüsünü belki ben yapacağım
saçlarının kokusuna doyamazken…
Bayram ve Kandil günlerinde benim için ellerini
ve belki birde saçlarını kınalayacaksın.
Kokusunu sevdiğim için…
Her Perşembe beni bir tabak kurabiye
ve bir fincan kahve ile mest edeceksin belki…
Gönül muhabbet ister, kahve bahane… diye başladığım cümlelerim
Her defasında sana olan muhabbetimin kelimeleşemeyeceği ile biter…
Belki bir Pazar ikindisi
yağan rahmet yağmurları altında bir gezintiye çıkarsın benimle.
Yağmurda ıslanmayı
ve ıslanırken gözlerinin ta içine bakıp Seni seviyorum demeyi sevdiğimi bildiğin için
her daim yağmurlu yürüyüşlerimizde yüzüme bakacaksın belki…
Mutluluğu benim mutluluğumda yakalayacaksın…
Evimin sultanı olacaksın…
Mutluluğu benimle, benim yanımda arayacak ve benimle, benim yanımda bulacaksın belki…
Başkalarınca fark edilmeyen işlerini benim fark etmem
Seni biraz daha bağlayacak bana.
Beni de biraz daha bağlayacak sana…
Bir Cuma ikindisi evime geldiğimde
seni temizlikle uğraşırken bulduğumda
gönlümde bir dem daha yüceleceksin.
Belki söylemlere inat bende el atacağım yarım kalmış işine
ve senin yok demlerine rağmen yaptıklarımdan haz alırken
senin sitemli bakışlarınla seni bir dem daha seveceğim belki…
Bileceğim ki yaptıklarının hepsi benim için olacak…
Ve kıymet bileceğim…
Yeni silinmiş dolap kapaklarının parladığını
Camların daha aydın olduğunu
Perdelerin daha beyaz durduğunu
Masanın örtüsünü yeniledğini
belki bahar kokulu banyo havlusunun tazeliğini keşfedeceğim ilk önce…
Ve ben fark edince benim için yaptığın ufak görüntülü
büyük kıymetli işlerini
biraz daha seveceksin beni…
Ve sen sevdikçe beni
bende seveceğim seni…
Hiç eksilmeyen bir sevgi ile…
Kaldırımda sek sek oynayan çocuk
pantolonun dizi yırtılmış şekilde eve geldiğinde
yüzünde ki yorgun ifadeyi seveceğim belki…
Ben üstleneceğim o an afacanın elini yüzünü yıkamayı…
Banyonun eşiğinde durup bana baktığını hissedip
biraz daha haz alacağım yaptığım her bir işten belki…
Ramazan günleri una bulanmış ellerin ve yüzünle
akşam gelecek misafirlerimize yapma gayretinde olduğun böreklerin
belki peynirini ben serpiştireceğim…
Beceriksiz derken yüzünde ki tebessümü ve gözlerinde ki muhabbeti daha çok seveceğim…
Seni sen olduğun için bir kez daha seveceğim…
İslamın egemen olduğu o yuvayı seninle kuracağım belki…
Mutsuz bir evlilik yapacağıma dair vehimlerimi senin gelişinle unutacağım…
İmtihanım evimin dışında olacak belki
ve ben şükredeceğim…
Zira dualarımda hep o yönde…
Rabbim… İmtihanımı evimin dışında olayım…
Beni kendi dört duvarım arasında imtihan etme ne olur…
dedikçe
belki sen o duamın karşılığı olacaksın…
Belkilerimin tükenmediği bir yazıma hapis kalacaksın belkide…
Belkide hiç olmayacaksın…
Ama olmasan bile, vehiminle yaşamak dahi güzel…
Geleceksen tez vakit gel,
yüreğim halen yangın yeri….
09.12.2005
gereksizlerim…
Yazıya nasıl bukadar uzak düştüm, şaşıyorum.
Halbuki yazısız günüm olmaz/olamaz diye kendimi inandırmıştım.
Şimdilerde harflere, hecelere, kelimelere, cümlelere, öykülere, şiirlere…. herşeye öyle uzak kaldım ki…
“Sıradan olmak istemiyorum…” diye süren sohbetlerime inat, öyle sıradanlaştım ki… Dağıldım!
Toparlayamıyorum kendimi…
(25.06.2008)
-
Ve bıraktım, gitmek isteyenleri de…
Uğurlayamıyorum… Ama sıkı sıkı sarılıp tutmuyorum da…
Yakınıma düşmek isteyenler, zaten yakınımda.
Gitmek isteyenler: ….
(01.07.2008)
-
“Unutmuş birer birer Eski dostlar, eski dostlar
Ne bir selâm, ne bir haber Eski dostlar, eski dostlar…”
(04.07.2008)
