Sen, … 

Sen,
Kafiyesiz satırlarda ifşa edilen sırrım gibi değil,
Dilimde ki mahur bestenin can alıcı mısrası gibisin… 

Sen,
Varlık günlerimde unutulmuş şükrüm gibi değil,
Pişmanlığımın en kıdemli demlerinde “Ah”ım gibisin… 

Sen,
Aşkın dakikalara sığdırılmış kalıntısı gibi değil,
Muhammedi bir sevgi, Haticenin sadakati gibisin… 

Sen,
Odamı dolduran anlamsız yalnızlığım gibi değil,
Bütün yenilmişliklere çare, Eyubun sabrı gibisin… 

Sen,
Hicran ile sınanmış gönlümün kederi gibi değil,
Çölde kalmışlığımın eksiği, Haceri bir teslimiyet gibisin… 

Sen,
Yangına verdiğim kentin yitirilmiş son figüranı gibi değil,
Kalanlar dergahında O mürşidin dilinde ki “Hu” gibisin… 

(Tarihe karışmasın diyerekten tarihsiz…)

Reklamlar