Bild

“…Bir zamanlar bu mevzu beni çok meşgul etti. Garp memleketlerinde tanıdığım münevver insanlar arasında bir anket yaptım. Muhtelif milletlerden şahsiyetlere şu suali sordum: Hayatınızda şiddetli bir hicrana zebun olunca ne yaparsınız?

Alman, teknik bir cevap verdi: Hicranı eskitirim, düşüne düşüne yıpratır öldürürüm.

Fransız, zehire karşı panzehir, dedi: Hicranım nisbetinde zevk ve saadet ararım. Her saniyeden lezzet ve tatlılık toplarım.

İngiliz dedi ki: Seyahate çıkarım, bir fen heyetine katılırım, mesela Tibet’e giderim.

Kabarık saçlı, ateşli bir Mısırlı: O hicrana sebep olanı gebertirim, dedi.

Hintli tasavvufa saptı: Büyük ıztırap büyük insanların nasibidir. Beşeri elemlerle ruh, tekrar tekrar dağlandıktan sonra Allah’ı özler, arar ve bulur.

Japon gözlerini daracık yırtmacından, müstehzi mi ciddi mi pek anlaşılmayan bir bakışla beni süzdü, dedi ki: İnsanın ruhu azgın ihtiraslarla tepişme meydanı değildir. Ruh temiz ve serin kalmalıdır. Yüksek bir insan fazla ıztırap duymaz. Müzmin hicranlar gayri ahlakidir, iptidai barbar ruhların nişanesidir…..”

 

(Kadıköyü’nün Romanı – Safiye Erol – S. 234 – 235)

Reklamlar